paylasiyorum

Tepe Menü

Ana Menü

Alt Menüler Kategoriler

İçerik

HOŞGELDİNİZ , Toplam : 561

 

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa

çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne

Dolmabahçe da çay tadında....

Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,

tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.

Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama

yüreği takvim yokuşlarında...


Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,

sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine

üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün

içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim

seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe

seyrediyorum...

 

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,

üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan

muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi

çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında

yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde

bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...

Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...

... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

 

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,

daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,

yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar

bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen

yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden

büyük geliyor artık hayat!

 

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık

olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine

zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

 

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...

 

                                 Yılmaz Erdoğan



Sizden önce 357 kişi okudu.

 
YORUMLAR

bu şiir benim en cok sevdiğim kişiden ayrılma sebebim oldu ! ama iyki oldu ! Yılmaz ERDOGAN'ın en güzel şiiri bence ....

Gönderen : kobra34 , Tarih : 2007-02-09


 
SPONSOR
 
SENDE YORUM EKLE

İsim(Rumuz)

:

Email

:

Yorum

:

Yan Bloklar

Footer